araç değer kaybı tazminatı
Araç değer kaybı; bir motorlu aracın, trafik kazası sonrası onarılsa dahi, kaza öncesi orijinalliğini yitirmesi sebebiyle ikinci el piyasasında uğradığı değer düşüşünü ifade eder. Kaza öncesi piyasa değeri ile kaza sonrası onarılmış hâliyle piyasa değeri arasındaki fark, "araç değer kaybı" olarak adlandırılır.
Araç sahibi, bu kaybı - karşı tarafın kusuru oranında - kazaya sebebiyet veren sürücüden, aracın işleteninden veya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki sigorta şirketinden talep edebilir. Araç değer kaybı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yargı içtihatları çerçevesinde tazminat kapsamındadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/966 E. , 2016/5728 K. sayılı 10.05.2016 tarihli kararında değer kaybını şu şekilde açıklamıştır;
“Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka dair olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.”
Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonucunda onarılmış dahi olsa, kazaya karışan aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalma nedeniyle ortaya çıkan gerçek bir zarardır. Bu zarar, aracın hasar öncesi ve hasar sonrası ikinci el piyasa değeri arasındaki farktır. Kazalı araçta orijinal ya da yeni parçalar kullanılarak onarım yapılsa dahi, aracın kazaya karışmış olması sebebiyle piyasa değerinde düşüş meydana gelir. İşte bu maddi kayıp, "araç değer kaybı" olarak adlandırılır.
Daha az kusurlu olan taraf, haksız fiilden kaynaklanan bu zararın tazmini amacıyla, daha fazla kusurlu olan tarafa veya onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı araç değer kaybı talebinde bulunabilir.
Araç değer kaybı talebinde bulunulabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
Tek taraflı kazalar (örneğin, aracın duvara sürtülmesi, ağaca çarpması vb.) araç değer kaybı talebine konu edilemez. Aynı şekilde, kazada tamamen kusurlu olan taraf da bu zararı talep edemez. Zira Türk Borçlar Kanunu uyarınca, tazminat sorumluluğu kusur oranına göre belirlenmektedir. Örneğin; tarafların eşit kusurlu olduğu bir kazada, her taraf yalnızca karşı tarafın kusur oranına denk gelen oranda tazminat talep edebilir.
Ayrıca, değer kaybı talep edilebilmesi için hasar gören parçaların onarılmış olması gerekir. Onarımı yapılmayan bir hasar için değer kaybı hesabı yapılamaz. Diğer yandan, daha önceki bir kazada onarılan bir parçanın yeniden hasar görmesi hâlinde, aynı yerden ikinci kez oluşan hasar değer kaybına konu edilmez.
ARAÇ DEĞER KAYBI KİMLERDEN TALEP EDİLİR?
Trafik kazalarında, diğer araç sürücüsüne oranla daha fazla kusurlu olan taraf, meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Bu nedenle araç değer kaybına ilişkin talepler, kazada kusurlu olan araç sürücüsüne ve onun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (zorunlu trafik sigortası) poliçesini düzenleyen sigorta şirketine yöneltilir.
Bu noktada, araç değer kaybını karşılayabilecek sigorta türlerinden bahsetmek gerekir. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, araçların trafiğe çıkabilmesi için Zorunlu Trafik Sigortası yaptırılması zorunludur. Ayrıca araç sahipleri isteğe bağlı olarak kasko sigortası da yaptırabilmektedir. Her iki sigorta türü de farklı riskleri teminat altına alır.
Zorunlu Trafik Sigortası, kazada kusurlu olan sürücünün üçüncü kişilere (diğer araç sahipleri, yolcular vs.) verdiği zararları poliçe limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlüdür. Buna karşılık, kasko sigortası, sigortalı aracın kendi zararlarını teminat altına alır. Bu bağlamda, araç değer kaybı tazminatı, karşı tarafın Zorunlu Trafik Sigortası kapsamına giren bir zarardır; kasko tarafından karşılanmaz.
Birden fazla aracın karıştığı kazalarda, Zorunlu Trafik Sigortası yalnızca kusursuz veya daha az kusurlu olan araç sahibi lehine ödeme yapar. Tam kusurlu olan taraf bu teminattan faydalanamaz.
Bazı sigorta şirketleri, düzenledikleri poliçelerde araç değer kaybını teminat kapsamına alabilmekteyse de, son yıllarda birçok sigorta şirketi araç değer kaybını poliçe kapsamı dışında bırakmaktadır. Bu durumda, araç değer kaybının sigorta şirketi tarafından karşılanmaması halinde, zarar gören araç sahibi hukuki yollara başvurarak zararının tazminini talep etmek durumunda kalmaktadır.
SİGORTA ŞİRKETİNE BAŞVURU
Kaza gerçekleştikten sonra 2 yıl içerisinde araç değer kaybı başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Araç değer kaybı talepleri için kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı vardır. Bu zamanaşımı süresi oldukça önemlidir. Başvuru yapılmadığı durumda hak kaybı yaşanacaktır yani kaza tarihinden itibaren 2 yıl geçmişse artık değer kaybı tazminatı adı altında bir talepte bulunmak mümkün olmayacaktır.
Başvuru yapılırken hasar tespit tutanağı, servis raporu, ekspertizden alınan belge, sigorta poliçesi, araç kiralanmış veya ticari kaybı varsa fatura ve belgeler, tanık gösterilecek kişilerin listesi, kaza sonrası araca dair bilgi, belge ve fotoğraflar sigorta şirketine iletilmelidir.
Başvuru yapıldığı takdirde, sigorta şirketleri, değer kaybını karşılamak zorundadır. Şirket bu talebi 15 gün içinde yanıtlamaz veya reddettiği yanıtını verirse hukuki yollara başvurulabilecektir. Hukuki yolların ilki Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulmasıdır. Eğer Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulacaksa öncesinde sigorta şirketine başvuru yapılmasının zorunlu olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Aksi halde Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru usulden reddedilir.
Eğer araç değer kaybı tazminatı poliçe kapsamı dışındaysa değer kaybı talebinde bulunacak taraf dava yoluyla bu kaybının karşılanmasını sağlayabilir. Bu durumda araç ruhsat sahibi ve kaza anında aracı kullanmakta olan sürücüye araç değer kaybı tazminat talebinin yöneltilmesi gerekmektedir.
Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?
Araç değer kaybı, kazaya karışan motorlu aracın, ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalma esas alınarak belirlenir. Bu hesaplama, somut olayın özelliklerine göre; aracın marka ve modeli, üretim yılı, kilometresi, trafiğe çıkış tarihi, piyasa rayiç bedeli, kaza nedeniyle değişen veya onarılan parçalar, toplam onarım bedeli, varsa önceki hasar kayıtları gibi çeşitli teknik ve ekonomik kriterler dikkate alınarak yapılır.
Yargılama sürecinde araç değer kaybı hesaplaması, mahkeme tarafından atanan alanında uzman bilirkişiler aracılığıyla gerçekleştirilir. Bilirkişiler, yukarıda belirtilen unsurları göz önünde bulundurarak, aracın kaza öncesi ve kaza sonrası piyasa değeri arasındaki farkı tespit eder ve bu fark, değer kaybı tazminatının miktarını oluşturur. Bu değerlendirme, Yargıtay içtihatları ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) tarafından benimsenen hesaplama yöntemleri çerçevesinde yapılmakta olup, zarar gören araç sahibinin gerçek zararının tazmini amaçlanmaktadır.
Araç Değer Kaybı Dışında Talep Edilebilecek Diğer Zarar Kalemleri
Trafik kazası neticesinde yalnızca araçta meydana gelen değer kaybı değil, aynı zamanda araç sahibinin maruz kaldığı diğer dolaylı maddi zararlar da tazminat talebine konu edilebilir. Bu kapsamda, kazaya karışan araç sahibinin, aracını kullanamadığı süre zarfında kiralık araç bedeli, taksi ücreti ya da alternatif ulaşım giderleri gibi dolaylı zarar kalemlerini, kusurlu araç sürücüsünden, aracın işleteninden ya da bağlı olduğu teşebbüs sahibinden Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri doğrultusunda talep etmesi mümkündür. Ancak, bu tür dolaylı zararlar (münferit ulaşım giderleri vb.), Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) kapsamında değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla poliçede özel bir teminat hükmü bulunmadıkça, bu zarar kalemleri bakımından sigorta şirketine yöneltilecek talepler karşılık bulmayacaktır.
Söz konusu giderlerin somut belgelere dayandırılması, tazminat talebinin kabulü açısından önem arz etmektedir. Araç sahibinin yaptığı harcamaları fatura, fiş, makbuz gibi ispatlayıcı belgelerle sunması, zarar miktarının belirlenmesini kolaylaştıracaktır.
Ne var ki, zarar gören kişinin yaptığı harcamaları belgelendiremediği veya zararın miktarının kesin olarak belirlenemediği hallerde, zarar miktarının hakim tarafından takdir edilmesi mümkündür (TBK m.50 ve m.51). Bu durumda hakim, olayın özellikleri, kazanın mahiyeti ve ekonomik koşulları göz önünde bulundurarak makul bir tazminata hükmedebilecektir.
Araç değer kaybından doğan tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Araç değer kaybından doğan tazminat davalarında görevli mahkeme esasen Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak sigorta şirketine dava açılacaksa görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Bu noktada eğer dava yalnızca araç sürücüsüne, malikine ve işletenine karşı açılacaksa Asliye Hukuk Mahkemelerinde, araç sürücüsü, maliki veya işleteni ile birlikte sigorta şirketine karşı açılacaksa veya yalnızca sigorta şirketine açılacaksa Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmalıdır. Ayrıca İstanbul’da bulunan Sigorta Tahkim Komisyonu da görevlidir.
Araç değer kaybından doğan tazminat davalarında birden fazla yetkili yer mahkemesi bulunmaktadır. Buna göre dava; davalının yerleşim yerinde, birden fazla davalı varsa bunlardan birinin yerleşim yerinde, trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde, zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde veya sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.
Araç değer kaybının tazmini davalarında zamanaşımı süresi nedir?
Araç değer kaybının tazmini için açılacak davalar, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık bir zamanaşımı süresine tabidir. Bu süreler içerisinde dava açılmazsa dava zamanaşımına uğrar.
P&G Hukuk ve Danışmanlık